Neticeniz Pozitif Neticeniz Pozitif

Neticeniz Pozitif

45 yas ertesi duzenli prostat muayenesi ve PSA olcumu yaptirmaya baslamistim. Son iki yildir PSA’mdaki yukselis egilimi nedeniyle urologumun tavsiyesiyle once bir MR yaptirdim. Tetkik sonucunda herhangi bir patoloji saptanmamisti ama urolog ‘tam icimiz rahat etsin, bir de biyopsi yapalim’ deyince yaptirdim ve biyopsi neticesinde ‘pozitif’ oldugumu ogrendim. Evet, yasamim boyunca pozitifin, hep olumlu seyler cagristirmasina karsilik 51 yasima bir hafta kala doktorumun agzindan dokulen bir kac teknik kelimeyle prostat kanseri oldugumu ogrendim.

Teshisin aciklanmasinin ardindan, yasadigim sokun da etkisiyle, doktora fazla bir sey soramadim, elimde biyopsi raporumla dondum kaldim. Oysa bahsettigi Gleason score, PIN yogunlugu, agresivite, prognose, pozitif margin(iste bir tane daha- bu hastalikla ilgili pozitif nitelemeler sanki hep negatif!) vb. gibi daha once pek duymadigim bir cok kelime o an itibariyle yasamima girmisti. Artik birlikte yasamaya mahkumum onlarla…

Hastaneden ayrilirken uzunca sure sessiz, sozsuz, sus-pus kaldigimi animsiyorum. Hic gozyasi dokemedim o gun… Bir Cuma sabahiydi. Ise gidemedim, eve dondum. Cokmustum, bu genc yasta, birinin yuzume ‘idama mahkum edildigimi’ aciklamasi gibi dehset bir duyguydu. Butun bir haftasonu habere inanamadim, kah isyan ettim, kah derin bir huzne kapildim. Daha sonraki gunlerde cokca kendime acimayla birlikte aglama krizleri ve caresizlik hislerini yasadim. Surekli kendime soruyordum: ‘Neden ben? Bu illet hastalik neden benim basima geldi? Ne yaptim bunu hak etmek icin? Ve simdi ne yapacagim?’ Bu karmasik duygular icinde debelendim durdum uzunca bir sure…Sonra kendime itiraf etmeye basladim, hayatta en korktugum seydi kanser cunku 11 yasinda ufacik bir cocukken annemi meme kanserinden kaybetmistim. Benim icin kanser, yillarca yatalak yasamak zorunda kalmis annemin cektigi acilar ve olumle ozdesti. Kucuk bir cocugun annesiz buyumesinin travmalari hastaligin bende teshis edilmesiyle, tekrar su yuzune cikmisti. Nasil basa cikacaktim bu hastalikla? Yoksa ben de cekmeye, aciya, olume mu mahkumdum?

Ardindan tip camiasindan yakin dost ve arkadaslarima yoneldim. Basindan bu hastalik gecmis insanlari sorgulamaya ve cokca da internet uzerinden erisilebilen kimi profesyonellerce hazirlanmis ama kimi de amator, cok genel, bazen yarim yamalak hatta yanlis bilgilerle dolu sitelerdeki yazilardan bu hastalikla ilgili bilgi edinmeye calistim. Bir cok makale ve kitap okudum, medikal dergilere abone oldum. Eristigim bilgilerin bir kismi beni muthis bir endiseye ve umitsizlige suruklerken bir kismi da cok ogretici oldu.

Tabii ki tek gorusle tatmin olamazdim, cogu hastaya onerildigi gibi ‘second opinion’ ikinci gorus arayislarina girdim. Ikinci derken ucuncu ve dorduncu gorus… Hastaligin tedavisi konusunda uzmanlarin bahsettikleri alternatifleri dinledim. Bir cogu radikal prostatektomiyi oneriyordu. Ameliyati klasik(acik) onerenlerin yanisira son yillarin modasi robot destekli yontemin avantajlarini savunanlar da vardi. Tabii ameliyat ertesi sikintilarim olacakti. Kimi doktor bu post-operatoire sorunlari basite indirgiyordu, genc oldugum icim kolay atlatabilecegimi soyluyor kimi doktor ise daha karanlik bir tablo ciziyordu. Diger yandan radyoterapi (IMRT ya da EMRT), Brachytherapy/Curiethérapie, hormon tedavisi derken bir merkezde yepyeni bir protokol kapsaminda (Protocole CUSSENOT) yer almak isteyip istemedigim de soruldu. Kobay miydim ben? ‘Aktif izleme’ tavsiye eden doktorlar ise yasam kalitesi acisindan hararetle kontrol altinda takip etmeyi savundular. Neyi bekleyecektim? Hopeful waiting mi hopeless waiting mi?

Yuksek ogrenim gormus bir insanim, ustelik 28 yildir tip sektorunun icinde calisiyorum. Onume konulan bu farkli tedavi seceneklerinin risk-fayda analizlerini kendi basima yapmaya calisiyordum. Fakat itiraf etmeliyim ki spesifik onkoloji, radyoterapi ve cerrahi terminolojileri altinda yapilan aciklamalari anlamakta halen gucluk cekiyorum. Bir de karar vermenin dayanilmaz agirligina, her gorusu istenen hekimin kendi egitimi, uzmanlastigi sahasi yonunde egilim gosteren aciklamalari eklenince, bu hasta acisindan inanilmaz bir zorluk yaratiyor.

Hasta olarak basvurdugum doktorlardan olayin teknik yonu, istatistiksel sonuclar ve diger, tamamiyle hekimler arasi yontem kiyaslamalari yerine, daha cok karar vermeme yardimci olacak fact-based kriterler isiginda bir tedavi seciminde yardimci olmalarini hayal ederdim. Hastanin kendisi icin objektif ve en iyi sonucu verecek bu secimi yapmasini beklemek cok guc.

Bu arada basindan bu hastalik gecmis veya gecmekte olan baska hastalarla rahat temas kuralabilecek, tedavi risk ve faydalarinin tartisilabilecegi, deneyimlerin paylasilabilecegi bir iletisim agina dahil olmak psikolojik olarak hekim destegi kadar onemli rol oynuyor.  Zira doktorin sadece teknik bilgi verebilecegi konularda, bizzat yasayan hastalarla paylasimin (ameliyat ertesi cinsel yasam, idrar kacirma sorunlari gibi) daha rahat dile getirilip cevaplar bulunabildigine inaniyorum. Bu amacla internette bir prostat kanseri hastalari platformundan oldukca yararlandigimi ve ‘sevgili kader yoldaslarimla’ surekli paylasimlar surdurdugumu belirtmek isterim.

Prostat kanseri tedavisi yontemleri konusunda doktorlar arasinda bunca gorus ayriligi devam ederken hastanin gonul rahatligiyla secim yapmasi ya da kayitsiz sartsiz doktoruna teslim olmasi cok kolay degil. Prostat kanseri teshisi konmus bir hastayi sadece bir ‘vaka’ olarak gormeyip tedavisinde ‘multi-disipliner’ bir program onerilmesi, psikolojik destek, holistik yaklasim uzerine de yogunlasilmasi bir hasta olarak en buyuk beklentimdir. Hastaligimin teshisinden bu yana 6 ay gecti, ameliyat seceneginin benim durumuma en uygun olduguna daha meyilli durmama ragmen, doktorumun da onayi ile, bir sure aktif izlemede kalmaya karar verdim. 6 ay oncesine gore biraz daha sakin ve sogukkanli gibi duruyorsam da halen sikintilarim, kararsizliklarim ve endiselerim devam ediyor.

DİĞER YORUMLAR