İyi Huylu Prostat Büyümesi

İyi Huylu Prostat Büyümesi İyi Huylu Prostat Büyümesi

PROSTATIN İYİ HUYLU BÜYÜMESİ (BPH)

Prostat Nedir?


Prostat idrar kesesinin hemen önünde yer alır. Temel olarak bir salgı bezidir ve başlıca görevi meninin içeriğine katkıda bulunmaktır. Mesaneden çıkan ve idrarı dışarı atmamızı sağlayan idrar borusu (üretra) prostatın içinden geçer.




Prostat Büyümesi Nasıl Oluşur ve Bulguları Nelerdir?

Özet

Prostatın sıklıkla görülen hastalığı ‘iyi huylu prostat büyümesi’ olarak adlandırılan ve prostat hücrelerinin sayı ve hacimce arttığı durumdur. Prostatın büyümesi, üretra adı verilen ve mesaneden idrar çıkış deliğine kadar devam eden idrar kanalının sıkışması ve idrar akımının azalmasına sebep olabilmektedir.




Prostat dokusu, idrarın aktığı kanalı çepeçevre sardığından, prostatın bu şekilde büyümesi hastaların idrar yaparken zorlanmalarına sebebiyet verebilir. İdrar yapmakla ilgili sıkıntılar

1-) İdrar yapmaya başlamak için beklemek zorunda kalmak

2-) İdrar yapma şiddetinin/hızının/debisinin azalması

3-) Kesik kesik idrar yapmak

4-) İdrarın tamamının boşaltılamaması hissi

5-) Sık idrara gitmek

6-) Gece idrar yapmak için uyanmak

7-) İdrar yapmayı ertelemekte zorlanmak

8-) Tamamen idrar yapamamak


şeklinde görülebilmektedir.

Prostat ilerleyen yaşla beraber büyüme eğiliminde olan bir organdır. Prostatın iyi huylu büyümesi ileri yaştaki erkeklerde sıklıkla karşılaşılan ve korkulmaması gereken bir durumdur. Prostatın hacimce büyümesine ek olarak idrar yapmada zorluk çeken hastalarda, bu bölgedeki -özellikle mesane çıkışında yer alan- düz kas hücrelerinde de normalden fazla kasılma durumu görülebilmektedir.

Genellikle ilk basamak tedavi ilaç tedavisidir. İlaç tedavisinin yetersiz/başarısız olduğu durumlarda ameliyat söz konusu olmaktadır.

Mesane Divertikülü Nedir?

Prostat büyümesi nedeniyle idrarını yapmakta güçlük çeken hastalarda idrar yapmakta yaşanan sıkıntının haricinde, mesanelerinde uzun süreli zorlanmaya bağlı olarak kalınlaşmalar ve ileri durumlarda da baloncuklar (Divertikülü) oluşabilmektedir. Bu baloncuklar daha sonra idrar akımını rahatlatıcı tedavi uygulansa bile var olmaya devam ederler ve onlara yönelik ek tedavilere gereksinim duyulabilir.



Sık idrara çıkma, Gece idrara kalkma, idrar kaçırma

İdrarın yapılmasındaki zorluk nedeniyle, hem mesanede çok miktarda atılamamış idrar kalabilmekte, hem de bir süre sonra mesanenin duyarlılığı artmakta ve hastalar çok sık tuvalete gitmek zorunda hissetmektedirler. Gün içinde yaşanan sıkıntıya ek olarak geceleri de sık idrara kalkmak (noktüri) uyku ve yaşam kalitesini bozan önemli bir sonuç olarak ortaya çıkar. Ayrıca gece tuvalete kalkmak ileri yaştaki hastalarda düşme ve buna bağlı kemik kırıkları oluşması açısından da istenmeyen bir durum olarak kabul edilmektedir.

Gündüz yaşanan idrar sıkıntıları nedeniyle dışarı çıkmak istemeyen, nereye gitse oradaki tuvaletin yerini, ulaşılabilecek bir mesafede olup olmadığını merak eden hastaların sayısı az değildir. İleri durumlarda mesanedeki atılmamış idrarın kaçırıldığı da söz konusu olabilmektedir.

Teşhis Nasıl Konur?

Prostat büyümesi veya mesane çıkım tıkanıklığından şüphelenildiğinde, tanı için hastanın doktora anlattıkları önemli derecede bilgi sağlamaktadır. Bazı durumlarda bu şikayetlerin objektif olarak sınıflandırılabilmesi için hastaların şikayetlerine puan verdiği ve toplam puana göre hastalık şiddetinin belirlendiği formların doldurulması istenebilir.

Parmak ile makattan yapılan bir muayene ile prostatın büyüklüğü hakkında fikir sahibi olunur. Ayrıca bu yöntem ile prostatta kanser açısından şüpheli bir bulgunun olup olmadığına da bakılmaktadır. Temel tetkik olarak idrar tahlili, bazen de böbreğin fonksiyonunu gösteren testlere ilaveten PSA tahlili de istenebilmektedir.

İdrar yapmakla ilgili sıkıntı çeken hastalarda başlıca tanısal test idrar akım hızının ölçülmesidir. Üroflovmetri adı verilen bu testte hasta idrarını normal şekilde bir cihaza bağlı kabın içine yapmakta, bu kapta yapılan ölçümlerin bağlı olduğu bilgisayara iletilmesi ile akımın şiddetine ve şekline ait bilgilere ulaşılmaktadır. İdrarın ulaştığı en yüksek hız ve ortalama hız önemli bilgilerken, idrarın ne şekilde yapıldığı (kesintisiz ya da kesik kesik) da bu testle anlaşılabilmektedir. Üroflovmetri testi ayakta veya oturarak yapılabilmektedir.

Ayrıca test sonrasında ultrasonografi cihazına benzeyen bir cihaz ile mesane içinde ne kadar atılamamış idrar kaldığı da tespit edilebilmektedir.

TEDAVİ

Tedavide sıklıkla ilk basamakta medikal tedavi, yani ilaçla tedavi yöntemleri kullanılmaktadır. Bu grupta iki ilaç türü bulunmaktadır. Alfa bloker adı verilen gruptaki ilaçlarla prostattın etkilediği idrar yolundaki düz kasların gevşemesi sağlanmakta, böylece idrar kanalı üstündeki basıncın azaltılmasıyla idrarın daha rahat akacağı bir çap elde edilmeye çalışılmaktadır.

5 alfa redüktaz inhibitörleri adı verilen ikinci gruptaki ilaçlar ile de prostat dokusu içindeki bir takım hormon yolları bloke edilerek prostat hacminin küçülmesi, küçülen prostat nedeniyle de yine idrar kanalının çapının artırılması hedeflenmektedir. Bu gruptaki ilaçlar alfa bloker ilaçlara göre daha yavaş etki ederler ve tam etkilerinin ortaya çıkması genellikle 6 aylık bir süre alır.

Sadece alfa bloker ilaçlar ile rahatlama sağlanan hastalar olduğu gibi, bu iki ilacın beraber kullanılmasının gerektiği durumlar da vardır.

Alfa bloker ilaçların tansiyon düşürücü etkileri de bulunmaktadır. Bazı durumlarda hem prostat büyümesi hem de yüksek tansiyonu olan hastalarda bu etki faydalı olabilir. Fakat tansiyon düşürücü etkinin ortaya çıkmasının istenilmediği durumlar da vardır ve bu amaçla ‘üroselektif’ , yani sadece idrar kanalındaki hücrelere etki edecek ilaçlar araştırılagelmiştir. Gece aşırı tansiyon düşmelerini önlemek amacıyla alfa bloker ilaçların sabah kahvaltıyla beraber veya kahvaltıdan sonra alınmaları gerekir.

Bazen idrar çıkımındaki sıkıntılar giderilse bile, hastaların sık idrara çıkma, tuvalete zor yetişme ve bazen yetişemeyerek idrar kaçırma şikayetleri devam edebilmektedir. Bu durum mesane yüzeyindeki hücrelerin uzun süre zorlanmalarına bağlı olarak hassasiyetlerinin artması olarak açıklanmaktadır. Böyle durumlarda hastaları rahatlatmak amacıyla mesane kasılmasını baskılayan (antimuskarinik) ilaçlar da reçete etmekteyiz.

AMELİYAT

İlaç tedavisinin hastalara yeterli gelmediği durumlarda ameliyat ile tedavi yöntemleri gündeme gelmektedir. Bazı durumlarda da idrar akımındaki zorluğa bağlı olarak mesanede aşırı kalınlaşma, baloncuk oluşumu veya mesane taşı oluşumu nedeniyle ameliyatın hemen önerildiği de olmaktadır.

TURP Ameliyatı

Cerrahi tedavide kullanılan pek çok yöntem vardır. Çok büyük hacme ulaşmamış prostatların tedavisinde sıklıkla endoskopik yöntem (TURP) uygulanır. Bu yöntemde dışarıdan herhangi bir kesi yapılmaksızın, penis içindeki idrar yolu aracılığıyla prostata ulaşılır ve prostat dokusu içeriden kazınarak küçültülürken, çıkarılan parçalar da patolojik inceleme için gönderilir.



Lazer Cerrahisi


Kazıma işlemi bazen lazer kullanılarak yapılmaktadır. Bu yöntemde prostat dokusu vücut içinde lazer etkisiyle buharlaştırılmaktadır. İşlem genel anestezi altında ve ameliyathane şartlarında yapılmaktadır. Ameliyat sonrasında idrar renginin takibi amacıyla bir sonda yerleştirilmekte ve hasta servisteki yatağına alındıktan sonra da bu sonda aracılığıyla yapılan mesane yıkama işlemi devam etmektedir.




Açık veya Robotik Ameliyat

Çok büyük hacimdeki prostatların çıkarılması için açık ameliyat uygulanabilmektedir.Son yıllarda açık ameliyat tekniğinin aynısı robotik yardımlı laparoskopik yöntemle (kapalı ameliyat) de gerçekleştirilmektedir.




Prostat Büyümesi Önlenebilir Mi?

Genel anlamda sağlıklı bir yaşam sürmenin, BPH gelişmesini de önleyebileceğini söyleyebiliriz. Metabolik sendrom (hiperglisemi, insülin direnci) ile hem BPH, hem de prostat kanseri arasında ilişki olduğunu artık biliyoruz. Şişmanlıktan kaçınmak, şeker ve nişasta tüketimini azaltmak, düzenli spor yapmak, et ve yağdan fakir ve sebze ağırlıklı beslenmek bu konudaki genel önerilerdir. Alkol tüketimi konusundaki çalışmaların sonuçları ise ilginçtir. Günde 36 gr alkol tüketiminin BPH gelişimini anlamlı derecede azalttığı saptanmış; ancak bu kişilerde BPH gelişimi azalmakla beraber, alt üriner sistem yakınmalarında artma olduğu görülmüştür. Öte yandan yüksek miktarda alkol tüketiminin BPH’yı tetikleyebileceğine dair bilgi de vardır. Tütün kullanımı ve BPH arasında bir ilişki bugüne kadar ortaya konulamamıştır. Sıkça sorulan soru seks hayatı ve BPH arasında ilişki olup olmadığıdır. Bu konuda elimizde hiçbir bilimsel veri yoktur. Fitoterapi (bitkilerle tedavi) bambaşka bir ana başlık olmakla ve özellikle batı ülkelerinde yaygın olarak kullanılmakla beraber, bu tip bitkisel ürünlerden en sık tüketilen saw palmetto ile ilgili yapılan çalışmalarda anlamlı bir faydasının olduğu ortaya konamamıştır.